SON EKLENEN YAZILARIM

PRAG PRAG

prag

Corona günlerinde evlerde kala kaldık. Ne gezesimiz geliyor, ne tatile gidesimiz. Böyle olunca eski albümler, fotoğraflar, tatil anıları canlanıyor zihinlerde. Bu yazımda sizlerle eski Çekoslovakya yeni adıyla Çekya’nın başkenti Prag şehrinde geçirdiğim birkaç günü ve bir parça şehre dair hislerimi, izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Orta Avrupa turları ile gitmiştim bu şehre. Tur kalabalıktı ve toplu hareket etmenin beni yavaşlattığı kanaati oluşunca hazır İngilizceme de güvenerek bireysel bir program yapma kararı aldım. Prag’da kaldığım otel eski şehir denen bölgeye tramvayla 15dk mesafedeydi. Bu iyi bir süre ve avantajdı. Her Avrupa şehrinde “old town” denen eski şehir oranın gezilecek tarihi dokusunu korumuş, turistlerin yoğun hareketlilik gösterdiği merkezdir. Bu bölgeler kafeteryalar, müzeler, oteller, dinlenme ve eğlenme amaçlı mekânlarla dolu olur. Prag’da da durum farksızdı. Otelin resepsiyonuna şehri ve özellikle gidilmesi gereken yerleri sordum. Bana köprüyü, saat kulesini ve bölgedeki müzeleri gezmemi tavsiye etti. Köprüyü gezmek çok keyifliydi. Sağlı sollu büyük heykeller olan köprüde ilginç bir tasvir gözümden kaçmadı. Bu tasvir bizim yeniçerilere benziyordu. Sorunca öğrendim. Bir yeni çeri  ayağına sarılan bir adamdı, tasvir. Bunu yapmalarında ki amaç bak eğer çalışmaz ve güçsüzleşirsen Türkler yine gelir ve ayaklarına kapatır sizi; demek istemişler. Akıllarınca Osmanlıyı karalayacak halka aman dikkat edin unutmayın güçlü kalmamız lazım deniyordu. Öyle bir korku salmışız ki taşa toprağa yazmışlar nerdeyse bizi. Güçlü bir dünya imparatorluğu olunca böyle oluyor demek ki. Türk olmak Müslüman olmakla denk Avrupa’da. Özellikle balkanlarda bu daha belirgin. Bu ayrı bir konu başka zaman dururuz üzerinde.

Şehir içinde her sokak ayrı bir tarih ve hareketliydi. İnsan seli akıp gidiyordu. Bana gece uyumayan şehir dediklerinde fazla anlam verememiştim. Son gece oturdum saat kulesi meydanına gelen geçenleri bir kahve eşliğinde keyifle izledim. İki atlı faytonlar gezdiriyordu insanları. Bazen sokak gösterileri oluyordu. Meydan hiç boşalmıyordu. Her köşede sanatçılar portre çiziyordu. Seyyar satıcılar hamura tarçınlı şeker döküp ateşte kızartıp satıyorlardı. Saatin nasıl geçtiğini anlamadığım gecenin ilerleyen saatlerinde dedesi Mardin’li babaannesi Çekya’lı bir garson ile tanıştım. Ayaküstü sohbet ettik. Çok merak ediyordu Türkiye’yi. Ona Türkiye’yi ve gezdiğim kadarı ile Mardin’i anlattım. Gün ağarmaya yakın otele geçmiştim. Son tramvayı kaçırmıştım. Bir taksi uygun bir fiyata az pazarlıkla otele bıraktı.

Gezmeye doyamadığım ve yine gidebileceğim şehirler arasında ilk beşe girecek bir şehir Prag, bana güzel anılar, saat kulesi hatırası, bol kahve, tarçınlı hamur, günlük 15 km ve mısırlı döner ustalarının lezzetli döneri ile veda etti. Bende son sabaha el salladım şehre son kez bakarak.

Descargar musica